Sunday, 29 April 2007

29 Nisan Pazar | Çalışmalar başlıyor



Sabah saat 10’da hepimiz atölyede buluştuk. AMO/OMA ekibinden bir bayanın Junk-space üzerine yaptığı sunumu dinlemek ve Urban Landmarks dahilinde işleri bulunan sanatçılar ile biz öğrencilerin tanışması için oradaydık. Öncelikle Rem Koolhaas’ın junk-space ve generic city yazılarını, atölyenin izlencesini ve o günlük ödevimizin olduğu başlangıç dosyalarını aldık. Hou Hanru’nun açılış konuşmasından sonra hepimiz kendimizi tanıttık ve atölyeden beklentilerimizi söyledik. Ayça’nın AKM hakkındaki gelişmeleri belirtmesi üzerine Hou Hanru da AKM’nin fotograflarını perdeye yansıtarak katılımcıları bilgilendirdi.

Bay Koolhaas’ın firması AMO/OMA’dan gelen bayan 40 dakika süren keyifli bir sunum yaptı. Olayın başlangıç noktası urban landmarks ve konumuz da junk-space olunca ağırlıklı mimariden bahsettik.

Araya bir enstantane ekleyeyim; ekip içinde Ege ( tasarım kültürü yönetimi ) ve benim ( sahne ve gösteri sanatları yönetimi ) okuduğumuz bölümler ile Ayça’nın uzmanlık alanı olan, kendi değimiyle, urban sociologist ( ben urban socialist dedim bir ara : ) olana kadar aldığı eğitimler, katılımcıların ve organizasyonu gerçekleştiren APC + AIA (http://www.apc-aia.com/ ) oluşumunun başındaki kişilerin dikkatini çekti. Aslında çoğu insan gelip tam olarak ne yaptığımızı öğrenmek istiyor. Böyle bir bölümün eğitimi olduğundan haberleri olmadıklarını söylüyorlar. Ege ve ben bölümlerimizi anlattıkça hem onlar hem biz yayıldığımız alanın genişliğini ve her koldan beslendiğimizi daha iyi gördük.

Sunumdan sonra konsept hakkında kafamıza takılan sorularımızı yönelttik. Sorulardan sonra yemek arası verdi. 2 saati geçkin zamandır yerimizden kıpırdamamıştık. Hemen yemeğe koştuk. Yemekten sonra Justin Bennett, Didier Fiuza Faustino, Carl Michael Von Hausswolff, Olaf Nicolai,Jung Yeondoo ve Hehe ( Helen Evans – Heiko Hansen ) Hou Hanru’nun moderatörlüğünde sırayla kendilerini ve işlerini tanıttılar. Sanatçıların işlerini görmek için isimlerini google.com’da aratmanız ve ardından kişisel web sitelerini gezebilirsiniz. Hepsinin kendilerine has esprileri var. Süpürgelerden barok dönem labirenti yapan da İstiklal Caddesindeki tramvay raylarına tekerlekli bir sistemle uçan halısını getiren de. Geçtiğimi yıl Afrika’dan yola çıkıp Avrupa’ya gelmeye çalışan göçmenlerin uçak bagajında ölmesinin ardından Bay Faoustino’nun ( mimar ) tasarladığı gerçekleştirdiği göçmen taşıma kutuları trajedi ve komedi arasında insanı bir uçtan diğerine savuruyor. Görülesi. (http://accel92.mettre-put-idata.over-blog.com/0/09/70/24/expo-big-bang---beaubourg/dsc-0288.jpg | http://www.visions.jp/ex/ex03_03/images/02_BODYIN~1.jpg )

Herkes kendini tanıttıktan sonra sorular soruldu gene. Ancak bu soruların çoğu organizasyon komitesi tarafından “Bakın bay Olaf böyle diyor ama sizin dediğiniz gibi değil sanki gibi mi yani?” tadında; sanatçıların bakış açılarını daha iyi görmemiz açısından iyi gelen sorulardı. Oturmaktan yorulmadık mı, yorulduk. Saat 10 ile 16 arası atölyedeydik. Ardından odalarımıza dönüp verilen ödeve çalışmaya başladık. Okumalar ağır ancak esprileri anlaşılınca keyifli ve tetikleyici olduklarını farkettim. Ayça ve Ege pek bir polyana olduğumu söylüyorlar.

28 Nisan Cumartesi | Açılış


Sabah erken saatlerde kalkıp şehirde ufak bir tur attıktan sonra açılışın yapıldığı, bizim de atölyemizin bulunduğu alana geldik. Öncelikle organizasyon komitesi başkanı ardından Hou Hanru’nun konuşmalarını dinledik. Hou Hanru’nun kuratörlüğünü yaptığı; Urban Landmark, Community Life ve Urban Lab üçlemesine dair gelen sanatçıların işleri şehrin belirli alanlarında sergileniyor. Eserleri gezmek için düzenlenen tura gazeteciler ve biz davetliydik. Eserler ve sanatçılar hakkında detaylı bilgiyi http://www.luxembourg2007.org/ adresinden bulabilirsiniz.

Gezici araçların izlediği sistem ise şöyle, bindiğiniz otobüs sizi sırasıyla yerleştirmelerin olduğu alanlara bırakıyor. Bir yerde bıraktıktan sonra orada bekleyenleri alıp diğerine gidiyor. Siz de yaklaşık 5-8 dakika arasında gelen diğer araca biniyorsunuz. Bu şekilde işleyen bir araç trafiği var.

Gün içinde bizimle ilgilenen bayan ( adını şu an hatırlamıyorum ) benim yanıma gelip bizim odalarımız için yüklü bir para ödediklerini, o nedenle yemek parası çıkartamadıklarını söyledi. Bu bahanesini söylemesi kırıcıydı. “Biz size bu kadar para harcadık, daha ne istiyorsunuz” olarak algıladım, güleryüzüne bir tebessüm daha eklemenin yersiz olacağını düşünüp "anlaşıldı" manasında boyundan kırık bir hamleyle geçiştirdim. Olayların devamında Fransız ve İtalyan ekiplerin de baskılarıyla haftalık yeterli bir meblağyı vereceklerini açıkladılar. Şekilci tutumları hoşumuza gitmedi.

Ben çok yorgun olduğumdan tüm turu devam edemedim ancak Ayça ve Ege’nin dediklerine göre; daha önce üçümüzün bindiği deri koltuklu Mercedes otobüsten İtalyan ekibi indirmişler. O aracın sadece gazetecilere özel olduğunu söyleyerek. Ayça ve Ege de İtalyan’lara destek olmak için davet edildikleri “basın otobüsüne” binmemişler. Organizasyonun geneline bakıldığında ufak bir ayrıntı gibi gözükse de, çoğu Lüksemburg dışından çalışmaya gelen ekipteki kişilerin bu tavrı ister istemez onlar hakkında olumsuz düşünmemize neden oldu. Gene de bu tip olayları hiçbirimiz önemsemedik. 12 kişilik ekip olarak hem kendi aramızda hem de organizasyon ekibiyle iletişimimiz çok güzel. Bu tip durumları bilgilendirme amacıyla yazıyorum. Önyargınız değil bilginiz olsun istiyorum. Gelecek günlerde bu tip sorunların yaşanacağını düşünmüyoruz. Karşılıklı ısınma turları diyelim : )

Organizasyonda dikkatimizi ister istemez çeken Kabe’yi tavaf ederken ezilen insanlar gibi olduğumuz gece gezimizdi. Yol boyunca meşalelerin eşlik ettiği birçok insan o geceki konseri izlemeye gitmeye çalıştık. Konser alanına gitmek için şehrin içinde yaklaşık 15 metre enindeki köprüden geçmemiz gerekiyordu. Konser alanına varmamıza çok az kalmıştı ki, konser bitti. O anda geri dönmeye çabaladık fakat bir kısım ileri bir kısım da geri gitmeye çalıştığından konserlerde dahi yaşamadığımız bir sıkışıklıkla karşılaştık. O kalabalıktan çıkmamız da girmemiz gibi 15 dakikamızı aldı. Uygulamalı bir çözüm üretebilecek kullanışlı bir alan değildi o kalabalık için. Bir şekilde yolumuzu bulup hepimiz için iki şişe şampanya aldık. Bundan sonrasını hatırlamıyorum...Şaka bir yana gecenin devamında De Clique adlı gece kulübüne gittik. Burasının birinci yılı olduğundan kendilerine ait bir müzik CD’si bastırmışlar. Bunu ertesi gün öğrendik, o yüzden CD’yi edinemedik.

Gece kulübü ayrıntısını vermemin bir nedeni var. Lüksemburg şehri bu “Avrupa Kültür Başkenti” kapsamında düzenlenecek aktiviteler için bir yıldır çalışıyormuş. Belirli noktalardan temin edebileceğiniz Luxembourg 2007 kataloğuna baktığınızda en eski popstar’ların konserinden en marjinal rock sanatçılarına, özel gece eğlencelerinden en ücra köşedeki aktiviteye kadar organizasyon komitesi herşeyi sahiplenmiş durumda. Tanıdık isimler de göze çarpıyor katalogda. 25 mayısda Hüseyin Çağlayan’ın, net tarihini hatırlayamadığım bir zamanda da Burhan Öçal ve grubunun katılacağı aktiviteler gerçekleşecek.

27 Nisan Cuma | Yol yorgunları


İstanbul’dan yola çıkarken organizasyondan bir kişinin bizi havaalanında karşılayacağını düşünüyorduk. Ancak şehire gelip telefon açtığımızda; bizim taksiyle kalacağımız adrese gitmemiz gerektiği, orada bizi karşılayacaklarını söylediler. Apart otele kaydımızı yaptırdıktan sonra bizimle ilgilenen genç bayan Celine 21 ve 31 numaralı odalara yerleşecebileceğimizi söyledi. Ayça ve Ege 21 numaraya, ben ise 31 numaraya yerleştim. Odalar geniş ve gerekli her türlü ekipman mevcut. Buraya kadar herşey güzel. Ancak akşamüzeri çalışacağımız atölyeyi görmeye gittikten sonraki zamanda organizasyon ekibinde bizimle ilgilenen Celine’in bazı durumlara hazırlıksız olduğunu gördük.

Kaldığımız iki odada da 4 yatak var. Tahminimizce diğer öğrencilerle de aynı odayı paylaşacaktık. Düşündüğümüz gibi oldu. Diğer öğrencilerin bugün akşam ya da ertesi gün sabah geleceklerini söylediler. Uykusuz geçen yolculuktan sonra “istediğiniz gibi yerleşin” denince ben eşyalarımı odamdaki gardroba dizdim. Ayça ve Ege de yerleşmişlerdi. Fakat organizasyon ekibinin hazırladığı bir yerleşim planı olmadığından, ben ve Ege dışarıdayken, Celine ve İtalyan dostlarımız alt katta Ayça’yı uyandırarak – ki dışarda beni arayarak bulmak zorunda kaldı – gelen misafirleri nasıl yerleştireceklerinin hesabını yapmaya başlamışlar. Sonuç olarak benim odama iki kız bir erkek İtalyan’lar yerleşmiş. Geri döndüğümde mecalim kalmamasına rağmen tüm valizimi tekrardan toplayıp alt kata, Ayça ve Ege’nin yanına, indim. Belirsizlik ve yorgunluğumuzun üzerine gelen bu olay bizi biraz gerse de çok üzerinde durmadık.

Organizasyon ekibinin önceden söylediği diğer bir anlaşmamız da kişisel harcamalarımız dışında kalan şeylerin onlar tarafından karşılanacağıydı. Ancak geldiğimizde yemekleri karşılayacaklarına dair herhangi bir girişimde bulunmadılar. O gün marketten alış-veriş yaptık. Ertesi günkü açılışta hazır bulunmak üzere yataklarımıza kıvrıldık.

Urban Lab @ Luksemburg 2007




1995'ten sonra ikinci kez Avrupa Kültür Başkenti olan Luxemburg bir çok aktiviteye sembolleri olan mavi geyik amblemini yapıştırmış. Farklı sanat dallarından yüzlerce aktivitenin olduğu Lüksemburg'da, bizim bu blog sayfasında inceleyeceğimiz öncelikli konu, katılımcısı olduğumuz Urban Lab atölyesi ve genel olarak Lüksemburg'un 2007'ye nasıl hazırlandığı olacak. Blog sayfamız burada bulunduğumuz süreler içinde güncellenecek, ilgili linklerle misafirlerine bilgi ağı oluşturacak ve sizin de görüşlerinizle içeriği zenginleşecektir.

Hou Hanru'nun kuratörlüğünü yaptığı Trans(ient) City projesi;
Urban Landmarks, Communty Life ile Urban Lab bölümlerinden oluşmakta. Urban Landmarks ve Community Life şehir içinde sanatçıların yerleştirmelerinden ve fotograf sergisinden oluşan bölümlerin isimleri. Katılımcısı olduğumuz Urban Lab atölyesi 4 aşamalı bir atölye çalışması serisi. İlk ayağında Rem Koolhaas'ın "junk-space" ve "generic city" tezleri üzerine Lüksemburg'u tekrardan tanımlayan bir iş çıkartmamız bekleniyor.

Katılımcı okullar:
École Superieure d'Art et de Design de Reims
Domus Academy De Milan
İstanbul Bilgi Üniversitesi
École Nationale Supérieure d'Architecture de Normandie

Her okuldan üç öğrenci katılıyor. Katılımcıların çoğu mimari eğitimi almış, tasarım okuyan öğrencilerden ikisi endüstriyel tasarım bir diğeri de grafik tasarım konusunda uzmanlaşıyorlar. BİLGİ'den atölyenin ilk ayağına katılan öğrenciler Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi bölümü ile Tasarım Kültürü Yönetimi sertifika programında hala okumakta olan Erdem Dilbaz ve Ege Soley ile Santralİstanbul ekibinden Ayça İnce.