Sunday, 29 April 2007

28 Nisan Cumartesi | Açılış


Sabah erken saatlerde kalkıp şehirde ufak bir tur attıktan sonra açılışın yapıldığı, bizim de atölyemizin bulunduğu alana geldik. Öncelikle organizasyon komitesi başkanı ardından Hou Hanru’nun konuşmalarını dinledik. Hou Hanru’nun kuratörlüğünü yaptığı; Urban Landmark, Community Life ve Urban Lab üçlemesine dair gelen sanatçıların işleri şehrin belirli alanlarında sergileniyor. Eserleri gezmek için düzenlenen tura gazeteciler ve biz davetliydik. Eserler ve sanatçılar hakkında detaylı bilgiyi http://www.luxembourg2007.org/ adresinden bulabilirsiniz.

Gezici araçların izlediği sistem ise şöyle, bindiğiniz otobüs sizi sırasıyla yerleştirmelerin olduğu alanlara bırakıyor. Bir yerde bıraktıktan sonra orada bekleyenleri alıp diğerine gidiyor. Siz de yaklaşık 5-8 dakika arasında gelen diğer araca biniyorsunuz. Bu şekilde işleyen bir araç trafiği var.

Gün içinde bizimle ilgilenen bayan ( adını şu an hatırlamıyorum ) benim yanıma gelip bizim odalarımız için yüklü bir para ödediklerini, o nedenle yemek parası çıkartamadıklarını söyledi. Bu bahanesini söylemesi kırıcıydı. “Biz size bu kadar para harcadık, daha ne istiyorsunuz” olarak algıladım, güleryüzüne bir tebessüm daha eklemenin yersiz olacağını düşünüp "anlaşıldı" manasında boyundan kırık bir hamleyle geçiştirdim. Olayların devamında Fransız ve İtalyan ekiplerin de baskılarıyla haftalık yeterli bir meblağyı vereceklerini açıkladılar. Şekilci tutumları hoşumuza gitmedi.

Ben çok yorgun olduğumdan tüm turu devam edemedim ancak Ayça ve Ege’nin dediklerine göre; daha önce üçümüzün bindiği deri koltuklu Mercedes otobüsten İtalyan ekibi indirmişler. O aracın sadece gazetecilere özel olduğunu söyleyerek. Ayça ve Ege de İtalyan’lara destek olmak için davet edildikleri “basın otobüsüne” binmemişler. Organizasyonun geneline bakıldığında ufak bir ayrıntı gibi gözükse de, çoğu Lüksemburg dışından çalışmaya gelen ekipteki kişilerin bu tavrı ister istemez onlar hakkında olumsuz düşünmemize neden oldu. Gene de bu tip olayları hiçbirimiz önemsemedik. 12 kişilik ekip olarak hem kendi aramızda hem de organizasyon ekibiyle iletişimimiz çok güzel. Bu tip durumları bilgilendirme amacıyla yazıyorum. Önyargınız değil bilginiz olsun istiyorum. Gelecek günlerde bu tip sorunların yaşanacağını düşünmüyoruz. Karşılıklı ısınma turları diyelim : )

Organizasyonda dikkatimizi ister istemez çeken Kabe’yi tavaf ederken ezilen insanlar gibi olduğumuz gece gezimizdi. Yol boyunca meşalelerin eşlik ettiği birçok insan o geceki konseri izlemeye gitmeye çalıştık. Konser alanına gitmek için şehrin içinde yaklaşık 15 metre enindeki köprüden geçmemiz gerekiyordu. Konser alanına varmamıza çok az kalmıştı ki, konser bitti. O anda geri dönmeye çabaladık fakat bir kısım ileri bir kısım da geri gitmeye çalıştığından konserlerde dahi yaşamadığımız bir sıkışıklıkla karşılaştık. O kalabalıktan çıkmamız da girmemiz gibi 15 dakikamızı aldı. Uygulamalı bir çözüm üretebilecek kullanışlı bir alan değildi o kalabalık için. Bir şekilde yolumuzu bulup hepimiz için iki şişe şampanya aldık. Bundan sonrasını hatırlamıyorum...Şaka bir yana gecenin devamında De Clique adlı gece kulübüne gittik. Burasının birinci yılı olduğundan kendilerine ait bir müzik CD’si bastırmışlar. Bunu ertesi gün öğrendik, o yüzden CD’yi edinemedik.

Gece kulübü ayrıntısını vermemin bir nedeni var. Lüksemburg şehri bu “Avrupa Kültür Başkenti” kapsamında düzenlenecek aktiviteler için bir yıldır çalışıyormuş. Belirli noktalardan temin edebileceğiniz Luxembourg 2007 kataloğuna baktığınızda en eski popstar’ların konserinden en marjinal rock sanatçılarına, özel gece eğlencelerinden en ücra köşedeki aktiviteye kadar organizasyon komitesi herşeyi sahiplenmiş durumda. Tanıdık isimler de göze çarpıyor katalogda. 25 mayısda Hüseyin Çağlayan’ın, net tarihini hatırlayamadığım bir zamanda da Burhan Öçal ve grubunun katılacağı aktiviteler gerçekleşecek.

No comments: